Herkesin İçtiği Su

Herkesin İçtiği Su

Kitabın adı: Herkesin İçtiği Su

Kitabın yazarı: Ömer Seyfettin

Kitabın konusu: Çoğunluğa uymak

Ling Yu gayet akıllı, gayet yaşlı bir Çin hükümdarı idi.Gelişmeyi o kadar severdi ki, halkın geçmiş ile hiçbir ilişkisi kalmamasını temin etmek için bütün eski kitapları yakmıştır. Halk onu çok büyük bir hükümdar sayar, çok severdi. Afyon tarlalarını şenlerdirmiş; esrarı, haşhaşı kulanmayı serbest bırakmıştı.

Bir sabah imparatorun afyonu patlamış, sarayın büyük bahçesinde, havuzların etrafında allı, mavili, yeşilli, sarılı, morlu kelebekler uçuşan billur bir köşkte, dünya ve üzerindekiler hakkında düşünüyordu. Yeni düsturlar, yeni hikmetler tasarlıyordu. Huzuruna yardımcılardan biri girdi. Saygıyla eğildi ve aralarında şöyle bir konuşma geçti:

-Efendimiz, baş müneccim geldi, mutlaka size bir şey arz etmek istiyor!

-Baş müneccim, şimdiye kadar hiç böyle habersiz gelip bir şey söylememişti. Tuhaf!  (İmparator, başını salladı.) Acaba ne söyleyecek?

– Gayet mühim bir şeymiş efendim.

– (İmparator düşündü. İşler yolunda gidiyordu.Öyle mühim bir şeyin olma ihtimali yoktu.) “Gelsin!” buyurdu.

Huzuruna giren baş müneccim, resmi selamlamasından sonra şöyle dedi:

-Ah efendim,gayet korkunç bir felaket bizi tehdit ediyor!

İmparator hayret etti! Görünürde savaş, kıtlık, ihtilal, isyan ve başkaldırma gibi bir şey yoktu. Badem gözlerini süzerek dedi ki:

-Yanılıyorsun!

-Hayır efendim, muhakkak bir felaket!

-Savaş mı?

-Hayır.

-İhtilal mi?

-Hayır

-Ya ne ?

-Bir yağmur , efendim.

-Yani tuğyan ya da büyük bir sel felaketi mi?

-Hayır, yalnız yağmur.

İmparator, düşündü. Hakikatten felaket korkunçtu. Bu tahmininde yanılıp yanılmayacağını tekrar sordu. Zavallı adam, bundan son derece emindi. Sarayda tüm vezirler toplanıp aylarca toplantı yaptılar. Sarayın her yerini temiz sularla kapladılar. Sonunda korkunç yağmur başladı. Yağmurun suyunu içen herkes deliriyordu.

Sonunda tüm köy halkı delirdi. Sarayın etrafına toplandı. İmparator ve askerleri düşündü. Askerlere herkesin içtiği sudan içmelerini söyledi. Askerler isyankar bir tavır gösterdiler. O kadar delinin arasında artık yiyecek de bittiği için aç kaldılar. İmparator akıllı kalsak ne olacak deyip suyu ilk imparator içti. Ve delilerin arasına karıştı. Diğerleri de içti ve ortada bir sorun kalmadı.

Gel zaman git zaman, delilerden oluşan böyle bir düzende, sonradan tekrar akıllı olanlar deli diye tımarhaneye atılmışlar. Deliler ise hem keyif sürmüş hem de güçlerini korumuşlar böylece.

Güzel bir hikaye. Yine çok eğlenceliydi. Okurken çok zevk aldım. Ama özetini çıkarmak bir hayli zor oldu. Ancak bunun sonunda zorlukları yenmeyi de iyi bir şekilde öğrenmiş oldum. Kıssadan hisse, herkesin deli olduğu yerde akıllı olmanın bir faydası yoktur. Yine hikayenin sonuna bakılarak da şu da düşünülebilir: Bazen aslında bizleri yönetenler, gücü elinde bulunanlar kendilerine doğru yolu gösterenlere delilermiş gibi davranabilirler. Kısacası, güç, servet ya da yetki insanların aklını başından alabilir. Başka bir yönüyle de çoğunluğa uymak, bazen delilerle deli olmaktan farksızdır aslında.

Üç Nasihat

uc nasihat_omer seyfettin

Kitabın adı: Üç Nasihat

Kitabın Yazarı: Ömer Seyfettin

Kitabın Konusu: Hayatımızda büyüklerimizin yaptığı nasihatları dinlemenin faydaları.

Sizlere yine bir Ömer Seyfettin hikayesi özeti çıkardım. Umarım zevkle okursunuz hikayede birinci tekil şahıs anlatım kullandım. Şimdi hikayemize dönebiliriz.

Durmuş’un anasından başka kimsesi yoktu. Fakirdi ama gençti. Para kazanmak için gurbete gitmeye karar verdi. Gurbette akrabaları vardı. Onların yanında kalacaktı. İki gün akrabalarının yanında pinekledi. Akrabalarının kahvesi vardı. Akrabalarına yardım etti.

Orada nur yüzlü ihtiyar bir adam kapısına bekçi aradığını söyledi. Bizim oğlan da hemen o yaşlı adamın yanına giderek “Ben bekçi olurum.” dedi. Adam tepeden tırnağa süzdü ve “Otur!” dedi. Bazı sorular sordu:

Okumaya devam et