falaka

falaka

Kitabın adı = Falaka

Kitabın yazarı= Ömer Seyfettin

Kitabın konusu = Ahmet Rasim’in çoçukluk anıları

Falaka, çok güzel bir kitap. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim. İçinde bilemediğim kelimeler vardı, ama sözlükten anlamlarına bakınca yeni kelimeler öğrenmiş oldum. Hikayenin kısa bir özetiyle başlayayım. Özeti, hikayeyi bize anlatan Ahmet Rasim’in bakışıyla kaleme aldım.

Her sabah çarşının arkasındaki zaptiye ahırlarının önünden bir kuş sürüsü gibi cıvıl cıvıl geçerdik. Okul az ileride küçük tek katlı bir bina idi. Biz daha avlunun kapısından hoca girmeden efendinin olup olmadığını, bakıp anlardık:

-Abdurrahman Çelebi gelmiş mi?

-Gelmiş, gelmiş…

Abdurrahman Çelebi hoca efendinin eşeği idi. Siyah, huysuz bir eşek idi. Evlerimizden getirdiğimiz otları sabahleyin Abdurrahman Çelebi’ye verirdik. Onu tımar etmek, ona bakmak çok zevkli idi.

Okulun dar kapısından içeri girilince tam karşıda hoca efendinin rahlesi dururdu. Rahlenin önünde siyah bir falaka asılı dururdu. Sınıfta toplam kırk kişi idik. Kızları birkaç ay evvel başka bir yere almışlardı. Elifbayı, Amme’yi her şeyi bir ağızdan okuyorduk. Dersler sıkıcı geçiyordu. Hoca efendi, paçası ve kolları sıvalı yerinde oturuyordu.

Öğleden sonra Çarşı Camisi’ni süpürmeye gidip hiç dönmeyen kalfa daha gençti. Bir gün hakim efendi sınıfa geldi. Hoca efendiye falakayı sordu. Hoca efendi çocukların doğru durmadığını, o yüzden kullandığını söyledi. Hakim bey falakayı bir daha kullanmamasını emretti. Hoca efendi de kabul etti. Hakim bey gitti.

Ertesi sabah falaka yerinde yoktu. Bizde iyice azıttık. Hoca efendi tekrar falakayı yerine çıkarttı. Çocuklardan biri hapşırdı. Hoca efendi de şart olsun bir daha hapşıranı öldüresiye döverim dedi ve biraz uyuyacağını söyledi. Ben de hoca efendinin rahlesinin arkasındaki malzemeleri aldım ve eşeğin burnuna doldurdum.

Dışarıdan hapşırma sesleri geliyordu. Hoca efendi sese uyandı. “Kim hapşırdı?” dedi. Çocuklar hep bir ağızdan “Biz hapşırmadık.” dedi. Ses dışarıdan geliyordu. Hep beraber dışarı çıktılar. Hoca efendi eşeğin hapşırdığını gördü. Aradan ben atıldım ve hoca efendiye eşeği falakaya çekmese karısının boş düşeceğini söyledim. Çocuklar da beni onayladı. Bunun üzerine hoca efendi eşeği falakaya yatırdı. Hakim bey de arkadan geldi. Hoca efendiyi işten aldı ve yerine yeni hoca geldi.

Bu hikaye sayesinde eski zamanlardaki okuma tarzını öğrendim. Bir şeyin sonunu düşünmeden yapmamak gerektiğini öğrenmiş oldum. Sonuçta oradaki hoca efendi işsiz kaldı ve evine ekmek götüremeyecek. Hoca efendiyi işten attıran çocuk da muhtemelen ömür boyu pişmanlık duyacak. Biz biz olalım sonunu düşünmeden bir iş yapmayalım. Bence yapacağımız işin nelere yol açacağını düşünmeliyiz.

Hoca efendiye gelelim. Hoca efendi de büyük laf etmiş. Ne demiş atalarımız: “Büyük lokma ye, ama büyük söz konuşma”. Hikayedeki durum, görüldüğü gibi bu söze uymamış olabilir. İnsanlık hali, önemli olan yaptığımız hatayı ikinci defa yapmamak.

Bu hikayede en masum olan karakter hoca efendinin eşeği. Çocukların ise çok zeki oldukları belli. Hoca efendi çocuklara çok sert davranıyor. Aslında bu tutumu yanlış. Çocuklara daha yumuşak ve güler yüzlü davranması gerekir.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s